• TÜRKİYE SOSYAL EKONOMİK ve SİYASAL ARAŞTIRMALAR VAKFI

Türkiye-Fransa ilişkilerinde iş birliği ve sorun kaynakları

Yrd. Doç. Dr. Merve ÖZDEMİRKIRAN EMBEL

Türkiye-Fransa ilişkilerinde iş birliği ve sorun kaynakları


PDF FORMANTINDA OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Türkiye-Fransa ilişkilerinde iş birliği ve sorun kaynakları Merve ÖZDEMİRKIRAN-EMBEL
 
Fransız Dış İşleri Bakanlığı (Quai d’Orsay) Türkiye’yi Modern Fransa tarihi boyunca ülkenin en uzun süreli diplomatik ilişki kurduğu bir devlet olarak tanımlar. 1484’te Sultan II. Bayezid döneminde ilk Osmanlı elçisinin Fransa’ya gönderilmesiyle başlayan bu uzun diplomatik ilişkiler tarihi yalnızca 1798-1801 arasında Napoléon Bonaparte’ın Mısır seferi sırasında duraksadı. 1921’de Franklin-Bouillon Anlaşması olarak da anılan Ankara Anlaşması’nın imzalanmasıyla sonradan Türkiye Cumhuriyeti’ni kuracak Ankara Hükümeti Fransa tarafından tanındı. Böylece Fransa, modern Türkiye’nin varlığını tanıyan ilk Batı Avrupa ülkesi oldu. Lozan görüşmelerinde kapitülasyonlar ve Osmanlı borçları konusunda, II. Dünya Savaşı öncesi de Hatay meselesinde bir hayli gerilen ikili ilişkiler diplomatik düzeyde hiçbir zaman kopma noktasına gelmedi. Soğuk Savaş boyunca ve sonrasında gerek NATO gerek Avrupa Konseyi’ndeki ilişkileri çerçevesinde de Türkiye ve Fransa iki müttefik ülke olmaya devam etti.  II. Dünya Savaşı’ndan ciddi hasar almış bir şekilde çıkan Fransa, 1945 sonrasında kurulan yeni dünya düzeninde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden biri olarak yerini aldı. Müttefikleri arasındaki bu ayrıcalıklı konumuna rağmen Fransa, Soğuk Savaş boyunca, özellikle de Charles de Gaulle döneminde Batı Bloğu içinde görece bağımsız bir konuma sahip oldu. Bu haliyle Soğuk Savaş süresince Avrupa’nın “ayrıksı”, Batı’nın “sorun çıkaran ülkesi” olarak algılandı.1 Ankara-Paris ilişkilerini de Fransa’nın blok içindeki bu özel durumu belirledi demek yanlış olmaz. Öte yandan Soğuk Savaş sırasında Türkiye’nin dış politikasının temel belirleyicisinin Ankara-Washington ilişkileri olduğunu hatırlarsak, Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri’yle sorun yaşadığı dönemlerde ilişkilerini çeşitlendirmeye çalıştığını görürüz. Nitekim bölgesel örgütlenmesi çerçevesinde bütünleşmesini sürdüren Avrupa’yla olan ilişkisinde Ankara, kıtanın merkez, bütünleşme hareketinin ise öncü ülkelerinden olan Fransa’ya tıpkı Almanya gibi özel bir ilgi göstermiştir.  Tarihsel süreçteki bu istikrarlı görünüme ek olarak bu istikrarın belki de esas kaynağını oluşturan ekonomik, kültürel, bilimsel ve teknik iş birliği ve kurulan karşılıklı bağımlılık kanalları Türkiye-Fransa ilişkilerinin temel dayanaklarıdır. Fransa, 7 milyar dolarlık ihracatıyla Türkiye’nin ithalatında 6. sırada yer alır ve bu özelliğiyle, Türkiye pazarında yaklaşık %40’lık bir paya sahip olan AB ülkeleri arasında da ön plana çıkar.

Yazının tümü için TIKLAYINIZ