• TÜRKİYE'Yİ DÜŞÜNENLERİN PLATFORMU

ERDAL İNÖNÜ ve TÜSES

ERDAL İNÖNÜ ve TÜSES

ERDAL İNÖNÜ KISA YAŞAM ÖYKÜSÜ
 

Prof. Dr. Erdal İnönü  6 Haziran 1926 yılında İsmet İnönü ve Mevhibe İnönü’nün oğlu olarak Ankara’da dünyaya geldi.

İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Amerika'ya giden İnönü, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nde (Caltech) yüksek lisans ve doktora yaptı. Yurda dönüşünde Ankara Üniversitesi'nde Fizik Asistanı olarak işe başladı. 1957 –1960 yılları arasında Amerika’ya giderek “Atom Enerjisinden Yararlanma” programı içinde çeşitli üniversitelerde araştırmalar yaptı.

1964-1974 yılları arasında ODTÜ'de profesör unvanıyla görev yaptı. Bu üniversitede rektörlük de yaptıktan sonra 1974'te Boğaziçi Üniversitesi'ne geçti. 1983'te SODEP'in kurucu genel başkanı olarak siyasete atılıncaya dek bu üniversitede görev yaptı. Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nde Bölüm Başkanlığı, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, Üniversite rektörlüğü gibi görevlerde bulundu.

Erdal İnönü, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu'nun (TÜBİTAK) kuruluşuna katkıda bulundu ve TÜBİTAK Temel Araştırmalar Enstitüsü'nde kurucu müdürlük görevini yürüttü. Aynı zamanda NATO Fen Komitesi’nde çalıştı ve UNESCO Yürütme Kurulu’nda görev aldı. 2004 yılında fizik alanında  Nobel’den sonra en önemli ödül olarak kabul edilen Wigner Madalyası'nı aldı.

1983 yılında siyasete atılan Erdal İnönü, Sosyal Demokrasi Partisi'nin (SODEP) kurucu Genel Başkanı oldu, SODEP ile Halkçı Partinin Birleşmesi sonucu kurulan SHP'nin ilk olağanüstü kurultayında SHP Genel Başkanı seçildi, Bu görevini 1993 yılına kadar sürdürdü. İnönü, 1986 yılı ara seçimlerinde İzmir Milletvekili seçilmiş, 1987 ve 1991 genel seçimlerinde yeniden aynı ilden milletvekili seçilerek parlamentoda görevine devam etti.

1991 Genel seçimlerinden sonra Doğru Yol Partisi ile SHP'nin kurduğu koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı olarak görev üstlendi ve 1993 yılına kadar bu görevini sürdürdü. SHP'nin Cumhuriyet Halk Partisi ile birleşmesinin ardından, 27 Mart 1995 tarihinde Koalisyon'un Sosyal Demokrat kanadında değişikliğe gidildi, Erdal İnönü bu değişiklikle Dışişleri Bakanı olarak atandı ve 1995 yılının Mart ve Ekim ayları arasında Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı.

SHP Onursal Genel Başkanı Erdal İnönü, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir süre kanser tedavisi gördü. 20 Ağustos 2007'de zatürre tedavisi için Houston'da bir kliniğe yattı. 31 Ekim 2007 günü kan kanser tedavisi gördüğü hastanede, 81 yaşında yaşamını yitirdi. Cenazesi 2 Kasım Cuma günü akşam saatlerinde Türk Hava Yolları’nın tarifeli uçağıyla Ankara’ya getirildi. Definine ilişkin ilk tören 3 Kasım Cumartesi günü saat 11.00’de TBMM’de yapıldı; cumartesi gününe dek cenazesi GATA'da korundu. İnönü’nün naaşı devlet töreninin ardından, doğduğu Pembe Köşk’ün bahçesine getirildi. İnönü için burada da bir tören gerçekleştirildi. Daha sonra İstanbul’a götürülen İnönü’nün cenazesi, 4 Kasım Pazar günü Teşvikiye Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki aile kabristanında toprağa verildi.
Erdal İnönü, aktif siyaseti bıraktıktan sonra anılarını kaleme aldı.
Sevinç İnönü ile evli olan Erdal İnönü, İngilizce ve Fransızca biliyordu.

HAYATININ ÖNEMLİ BİR KESİTİNİ TEMEL BİLİMLERE ADAMIŞTI...

Sayın Erdal İnönü Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun kuruluşuna katkıda bulunmuş, TÜBİTAK Temel Araştırmalar Enstitüsü'nde kurucu müdürlük yapmış, fizik alanında verilen Wigner Madalyası'nı almış ve aralarında Sabancı Üniversitesi de olmak üzere ülkemizde birçok üniversitede fizik profesörlüğü yapmış olan İnönü, hayatının önemli bir kesitini temel bilimlere adamıştı.

Erdal İnönü’nün ülkemizin bilimsel gelişimi için yaptıklarını daha da ileriye taşımak, kendisinin bilime olan inancı ve bu alandaki sayısız katkılarını onurlandırmak üzere, Sabancı Üniversitesi’nde Erdal İnönü Kürsüsü kurulmuştur. Bu kürsü Türkiye ve dünyada Erdal İnönü adına kurulacak ilk kürsü olma özelliğini taşımaktadır. Kürsünün amacı, kariyerinin başında olan ve gelecek vaat eden bir genç araştırmacının “Doğa Bilimleri veya Bilim Tarihi” alanında yapacağı çalışmaları en az altı yıl boyunca desteklemektir. 

TÜSES ve ERDAL İNÖNÜ

31 Ekim 2007'de kaybettiğimiz Erdal İnönü, TÜSES’in siyasi önderidir. Kendisi SHP Genel Başkanı olarak 1988 yılında TÜSES’in kuruluş çalışmalarını başlatmakla kalmamış, çalışmalarını her zaman yakından izlemiş ve desteklemiştir. Nitekim siyaseti bıraktıktan sonra da, TÜSES’in 99 sıra no.lu üyesi olmuştur.  Üyesi olarak da TÜSES’in çalışmalarını özel bir ilgi ile izlemeyi sürdürmüş, toplantılarının en dakik, en dikkatli izleyicisi olmuş, önemli katkılar sunmuştur.

Erdal İnönü, TÜSES’in sosyal demokrat düşünce ve uygulamalara katkı yapan kişi ve kuruluşlar için 2005 yılında başlattığı “Armağan Toplantıları”nın ilkinde (Erdal İnönü’ ye Armağan Paneli “AB Sürecinde Kıbrıs” ) TÜSES’i kendi sözleriyle şöyle değerlendirmişti:

Önce TÜSES hakkında bir iki şey söyleyeceğim. TÜSES kuruluşundan beri ilgiyle izlediğimiz bir varlık, bence çok yararlı bir varlık oldu. Her zaman görünmeyebilir bu yararları. Ama Türkiye’ de önemli bir boşluğu doldurdu, devam ediyor bu boşluğu doldurmaya. Türkiye’de sosyal demokrasi anlayışının gelişmesinde önemli hizmetleri oldu. Pek çok yayınları oldu, pek çok toplantıları oldu, pek çok yol gösterici hareketleri oldu. Onlar her zaman takdir edilmiyor, o ayrı mesele. Daha da edilecek bundan sonra. Ama öncü bir kuruluş olarak sosyal demokrasiye çok hizmet etti, bundan sonra da artarak edeceğine inanıyorum.

O bakımdan TÜSES’in geçmiş ve gelecek ve şimdiki yöneticilerine başarılar diliyorum. Önümüzdeki yıllarda, ayrıca değer veriyorum onların çalışmalarına. Çünkü öncülük vasfı bitmedi, Türkiye’de öncü olacak sosyal demokrasi alanında pek çok yer var ve kendilerini hiç mütevazı görmeden, mütevazılığı bırakarak bu öncü alanları geliştirmelerini diliyorum.

Hatta geçenlerde Sayın Ural’ın düzenlediği bir TÜSES toplantısından sonra aklıma gelen bir şeyi ona söylemiştim. Henüz daha uygulanmamış, bakıyorum. Dedim ki, bir öncülük yapın, her toplantıda şart koşun, ne kadar erkek dinleyici varsa o kadar kadın dinleyici olsun. Tabii bulamayabilirsiniz, ama bu şartı koşarsanız, o zaman bulursunuz. Ve başlangıçta zorlayın, o sayı eşit değilse almayın öteki erkekleri. Bir hanım bulun öyle gelin deyin. Bu şekilde zorla yarı yarıya olmasını sağlayın. Bu bir öncülük olur ve arkadan başkaları da gelir. Bunu yapacak güçtesiniz ve yetenektesiniz. Bir arkadaşım biraz yüzünü astı ama zarar yok, üzülme, bu senin aleyhine bir şey değil.


Neyse bunun gibi tabii başka alanlarda var. Bu bir örnek aklıma geldi. Önümüzdeki yıllarda dünya çok değişik doğrultulara gidiyor, çok bilinmedik gelişmeler olacak. Bunların hepsi insanları ilgilendiriyor, toplumu ilgilendiriyor. İnsanlar arasındaki geleneksel dayanışma, eşitlik, gelir dağılımının düzelmesi, bozulmaması bu gibi ilkeleri ilgilendiriyor. Hepsinde sosyal demokrasinin yeri var ve hepsinde TÜSES’in öncülük edecek bir tarafı olmalı.

 ESERLERİ 

Anılar ve Düşünceler 1
Erdal İnönü
Boyut Yayıncılık
İstanbul, 2007
Anılar ve Düşünceler 2
Erdal İnönü
Boyut Yayıncılık
İstanbul, 2007
Anılar ve Düşünceler 3
Erdal İnönü
Yayınevi: Boyut
İstanbul, 2007
  Türkiye'de Temel Bilimlerde İlk Araştırmacılar
Erdal İnönü
Büke Yayınları
İstanbul, 2007
  1923 - 1966 Dönemi Türkiye Kimya Araştırmaları Bibliyografyası ve Bazı Gözlemler
Erdal İnönü
Büke Yayınları
İstanbul, 2007
  Bilim Konuşmaları
Erdal İnönü vd.
Tübitak
Ankara, 2003
  Bilimsel Devrim ve Stratejik Anlamı
Erdal İnönü
TÜBA Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları
Ankara, 2003
  Üçyüz Yıllık Gecikme
Erdal İnönü
Büke Yayınları
İstanbul, 2002
  Fikirler ve Eylemler: Tarih, Bilim ve Siyaset Üzerine Konuşmalar
Erdal İnönü
Boyut Yayıncılık
İstanbul, 1999
  Anılar ve Düşünceler Cilt 1.ve 2. Cilt
Erdal İnönü
Yorum Kitapları
İstanbul, 1999
  Kurultay Konuşmaları
Erdal İnönü
Boyut Yayıncılık
İstanbul, 1998
  Mehmet Nadir Bir Eğitim ve Bilim Öncüsü
Erdal İnönü
TÜBİTAK Yayınları
Ankara, 1997

 

1923-1966 Döneminde Türkiye'nin Astronomi ve Astrofizik Dallarındaki Araştırmalara Katkısını Gösteren Bir Bibliyografya ve Bazı Gözlemler
Erdal İnönü
Yayınevi: Türkiye Bilimler Akademisi

GÖREMEZSİNİZ TABİİ!
Kendisini sinema çıkışında yakalayan bir gazeteci sorar:
- Sayın İnönü, sizi bu sıralar sinema salonlarında göremiyoruz pek?
- Tabii göremezsiniz sinema salonları karanlık oluyor.

ÖLÜRÜM YOLUNA
Seçmenlerden biri seçim otobüsünün önüne atılır ve Erdal Bey’e hitaben “Ölürüm yoluna” diye haykırır.
Erdal Bey cevap verir: “Dur, ölme. Bir oy, bir oydur.”

O BENİM İŞTE!
Erdal Bey bir gün İstanbul’da taksiye binmiş. Şoför:
“Sen ne kadar Erdal İnönü’ye benziyorsun” demiş.
“O benim” diye cevap vermiş Erdal Bey…
Şaşırmış taksi şoförü…
“Yahu” demiş, “… birisi daha var. Harbiye’nin oralarda dolaşıyor. O da aynı Erdal İnönü.”
Bunun üzerine Erdal Bey, espriyi patlatmış:
“O da benim!..”

BİRBİRİMİZİ YİYECEĞİZ
SHP genel başkanlığı dönemimde diğer sol parti liderleri ve bürokratlarla bir restorana gider. Garsonun “Bir şey almak ister misiniz efendim” sorusu üzerine “Teşekkürler biz birbirimizi yiyeceğiz,” yanıtını verir.

FİLM İYİ Kİ BİTTİ
SHP genel başkanıyken Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Paris’e gitmiştir. Beraberinde SHP Genel Sekreter Yardımcısı İstemihan Talay da vardır. Toplantıdan sonra Champs Elysees Bulvarı’ndaki bir sinemaya giderler. Filmin konusu, iki mafya ailesi arasındaki çatışmadır. İki saat boyunca beyaz perdede silahlar konuşur.
İstemihan Talay film bittikten sonra koltuğundan kalkmakta olan İnönü’ye sorar:“Filmi nasıl buldunuz?”
İnönü cevaplar:
“Çok beğendim, ama iyi ki bitti. Yoksa çok daha fazla adam ölecekti…”

KARAYALÇIN YAPAR!
Kars ve Van mitinglerinden Ankara’ya dönmektedir. Sivas üzerinde uçağın pilotu “Efendim Ankara semaları kapalı. Kirli bulutlar var. İnişimiz çok güç olabilir, ” der. Ön koltukta gazete okuyan İnönü’nün cevabı ise şöyle olur: “Hiçbir şey olmaz merak etmeyin. Ankara Belediye Başkanı Karayalçın çok çalışkandır. O kirli bulutları hemen temizler!”

PLATONİK AŞK
İnönü SHP Genel Başkanıyken dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile görüşecektir. O günlerde İnönü Yılmaz’ı sert biçimde eleştirmektedir. Yılmaz, Necatibey Caddesi’nde bulunan SHP Genel Merkezi’ne gelir. SHP ile ANAP Genel Başkanları baş başa uzun bir görüşme yaparlar. Herkes sert tartışmalar yaşanmasından endişelidir. Görüşme sonrası dönemin SHP Genel Sekreteri Fikri Sağlar, İnönü’ye biraz da endişe ile görüşmeyi sorar. İnönü şöyle deri:
“Çok iyi geçti, Mesut Bey partimize âşık oldu. Ama platonik.”

BEN KEDİ MİYİM ?
İnönü gençlik yıllarında evinde otururken mutfaktan bir çığlık duyar. Eşi Sevinç Hanım “Erdal koş fare var” diye bağırmaktadır. İnönü istifini bozmaz ve eşine şöyle seslenir:
“Ne yapayım Sevinç. Ben kedi miyim?..”

ÜLKEMİ BENDEN KÖTÜLER YÖNETMESİN DİYE
Erdal Bey’e bir gün, hiç sıcak bakmadığı siyasete yıllar sonra neden girdiğini sorarlar. Yanıt müthiştir:
“Ülkemi benden daha kötüleri yönetmesin diye!”

SEN BANA DEĞİL CİZRELİLERE TEŞEKKÜR ET
Bir seçim dönemi… SHP Genel Başkanı İnönü, Diyarbakır ve Cizre’deki mitinglerde konuştuktan sonra Siirt’te halka hitap edecektir. Ancak Cizre’de bir grup protesto gösterisi yapıp parti otobüsünü taşlayınca buradaki miting iptal edilir, hiç beklenmeden Siirt’e gelinir. Seçim gezilerinde program sarkmasına alışık Siirt İl Başkanı, parti otobüsünün tam zamanında geldiğini görünce biraz şaşkın, İnönü’ye teşekkür eder. Aldığı yanıt:
“Sen bana değil, asıl Cizrelilere teşekkür et…”

ANTİDEMOKRATİK KARARLARDA OYLAMA OLMAZ
Erdal Bey fanatik bir sigara düşmanıdır, Parti Meclisi toplantılarında dumanaltı olmaktan fena halde rahatsızdır. Bir Parti Meclisi toplantısında ilk sözü:
“Bundan böyle bu toplantılarımızda sigara içilmeyecek,” olunca arka sıralardan bir üye:
“Bu kararınızı oylamaya sunsak efendim,” diye itiraz etmeye kalkışınca cevabı yapıştırır:
“Antidemokratik kararlarda oylama olmaz!”

DURUN YAV, MESELENİN KÖKÜNE İNELİM
Seçim otobüsüyle bir yere gidilmektedir. Otobüsün kornası aniden bozulur, ötüp durmaktadır. Şoför otobüsü sağa çekip durdurur, arızayı gidermeye çalışır ama nafile. Yolculardan birinin şoföre:
“Kablosunu kopar,” diye akıl verdiğini duyan İnönü itiraz eder:
“Durun yav, koparmayın. Bir derdi var ki inliyor. Meselenin köküne inelim.”

SİZDE DEVLETTE ÇALIŞAN BİRİ YOK MU?
DEP’li Sırrı Sakık, SHP’den milletvekili adayı olmak için başvurur ve İnönü’yle görüşmeye gelir:
“Hakkımda bir sürü dedikodu çıkardılar. Önceden bilesiniz; ağabeyim (Şemdin Sakık) dağda devlete karşı savaşır. Kardeşlerimden biri hapiste…”
İnönü şaşırır:
“Yav, sizde hiç devlete çalışan biri yok mu?”

NORVEÇ’TE BAŞBAKAN OLURSUNUZ
Gazeteci der ki:
“Sizin için Norveç’te başbakan olabilir, diyorlar.”
İnönü’nün cevabı:
“Çok teşekkür ederim. Bu herhalde, Türkiye’de bu işleri beceremiyorsun, demenin kibarcası.”

MASAYA YUMRUĞUNU VURUR SONUNDA
Bir miting öncesi bir SHP milletvekili, İnönü’ye der ki:
“Sayın Genel Başkanım siz iyi konuşamıyorsunuz, bakın Özal’a esip gürlüyor.”
İnönü “Peki ne yapacağım,” der. Milletvekili cevap verir:
“Konuşurken masaya yumruğunuzu vuracaksınız, biz şöyle partiyiz, şöyle yaparız, böyle yaparız, diye kükreyeceksiniz.”
İnönü kürsüye çıkar, yumruğunu masaya vurur:
“Biz öyle bir partiyiz ki, adamı…”
Burada keser ve şöyle devam eder:
“Devamını bu arkadaş söyleyecek.”